Yarın değil, bugün. Sonra değil, şimdi. Bir ara değil, hemen.

KoMag editörü Ali Tufan Koç yazdı: Savsaklama sendromuyla nasıl başa çıkılır?
January 5, 2017
Kafa Açıcı

Bugün yetiştirmeniz gereken bir işe başlamadan evvel yaptıklarınızı anımsayın. Giriştiğiniz temizliğin (mail kutusu, masaüstü, ofis çekmecesi vs.) süresini, gezindiğiniz internet sayfalarının sayısını, harcadığınız sosyal medya mesaisini kabaca hesaplayın. Daha parçalı, daha belirsiz bir hal alan gündelik hayat; konsantrasyonu zorlayan faktörlerin hiç olmadığı kadar artması, işlerin bir türlü bitmemesi ve sürekli ertelenen/uzayan ‘yapılacaklar listesi’... Ertelemek ve savsaklamak modern yaşamın en amansız  hastalığı olabilir mi? 

Önce teşhisi doğru tanımlamalı. Hepimiz gün içinde bir şeyler ertelemek zorunda kalıyoruz. Gayet normal, endişelenecek ve kendinize yüklenecek bir durum yok. Erteleme, önceliklerimizi belirlemenin bir parçası, yaşamın ayrılmaz bir davranışı. Bile isteye, göz göre göre erteliyorsanız şayet, bu farklı bir mesele ve adına ‘savsaklama sanatı’ deniyor. 

Bazı durumlarda harekete geçmeye neden bu kadar gönülsüzüz? Neden kendi hedeflerimizi gerçekleştirme yolunda bizzat kendimizi sabote ederiz? Daha da önemlisi: Bu kısırdöngüyü, savsaklama sarmalını nasıl çözebiliriz? 

20 yılı aşkın süredir savsaklama davranışı üzerine araştırmalar* yapan uzman profesör Timothy A. Pychl’ın yazdığı, Türkiye’de Metropolis Kitap’tan çıkan “Prokraştineyşın”, aslında bir tür başlanıp bitirilmesi gereken işleri inatla erteleme, savsaklama ve oturup çalışmak yerine ıvır zıvır şeylerle oyalanma alışkanlığıyla mücadele kılavuzu.

HASAR KONTROLÜYLE BAŞLAYIN

Pychl’ın kitabında önerdiği metotlardan biri de öncelik durumu bir listeye döküp ‘büyük fotoğraf’ı görmeyi sağlamak. Üç sütundan oluşan bir liste bu: İş, görev, proje, hedef; “Bunu savsaklamak nelere mal oldu?” ve “Vaktinde halledilseydi ne gibi faydaları olurdu?” 

Bu listedeki görevleri veya hedefleri savsakladığınızda ruh halini, sağlığınız, ekonomik durumunuz ve ilişkilerinizin nasıl etkilendiğini not edin. Bunu sizi tanıyan yakın bir dostunuz veya birlikte olduğunuz kişiyle tartışmak isteyebilirsiniz de. Aslında savsaklama davranışınızın hayatınıza nelere mal olduğuna ilişkin söyleyecekleri sizi şaşırtabilir. Savsaklama davranışının, tutamadığınız sözler, yerine getiremediğiniz sorumluluklar ve siz yine son dakika bir iş yetiştirmeye çalışırken arkanız toplayan insanlara karşı yüklediğiniz borçluluk duygusu gibi, farkında olmayacağınız dolaylı etkileri bulunur. Ve bu açıdan diğer bağımlılıklardan hiç farkı yok.

MUTLULUKLA İLGİSİ ÇOK 

Pychl, savsaklamanın hayatın gerçeklerinden kaçmakla ilgili bir sorun olduğunu hatırlatıyor ve küçük bir detayın altını çiziyor: Hedeflerimizi savsaklarken aslında kendimizin en azılı düşmanı haline geliriz. Söz konusu olan kendi hedeflerimiz, kendi görevlerimiz ve bunları gereksiz yere erteleyen de bizzat kendimiziz. Aslında filozofların da, psikologların da bıkmadan usanmadan söyledikleri şey aynı: Mutluluk, insanın önünde koyduğu hedefler uğruna verdiği çabada yatar. Hedeflediğimiz şeyleri savsaklarken aslında hayatlarımızı erteliyoruz. Önümüzde oyduğumuz hedeflere ulaşmak için kullanabileceğimiz zamanı göz göre göre ziyan ediyoruz. Oysa hayatımızdaki en kısıtlı kaynak zaman. O zaman bunu niye ziyan edelim?

Yazıyı, şu üç sihirli kelimeyi birkaç kez içinizde tekrarlayarak tamamlayın:

Üşenme. Erteleme. Vazgeçme.

* Pychl’in araştırmaları hakkında kapsamlı okuma yapmak isterseniz: procrastination.ca

Ali Tufan Koç | KoMag Editörü

Videoların tamamı için KoTV'ye bekleriz!

Bunlar da ilginizi çekebilir!

Bizi takip et!

Thank you! Your submission has been received!

Oops! Something went wrong while submitting the form